4 Eylül 2011 Pazar
Duymak istedikten sonra herşey konuşur
Salon şu an bomboş... Sadece bir minder ve kız kulesi tablosu dışında hiçbirşey yok. Öylece bakıyorum... Sanki burada onca zaman yaşayan ben değilmişim gibi.
Adamlar en son koltukları götürecekler, en son durun dedim dönüp garip garip baktılar, birşey yok siz işinize devam edin dedim. Koltuklarla bile nasıl bir bağ kurduysam ulan o koltukların üzerinde ne anılarım geçti benim. Kaç kez gözyaşlarımla ıslanmıştır, kahkalarımı hissetmiştir, sınav isyanlarımı dinlemiştir, hayattan yorulduğumu bilmiştir. Eşyalarım beni dinliyordu be kim vardı ki bu evde 4.5 yıl boyunca tek yaşamadım mı ben kim duydu içimde kopan fırtınaları. Onların göremediğini gördü bu eşyalar bırak da bağım olsun. Onların asla ağlamadığını, çok güçlü olduğunu sandıkları, gelip de millet sana özeniyor sen daha ne istiyorsun diyen insanların bilmediklerini biliyordu onlar.
Siz neyi biliyordunuz ki ? Söylesenize neyi biliyordunuz onca zaman yanımdaydınız ama neyimi biliyordunuz. Sizin özendiğiniz insan, sevildiğini sandığı insan tarafından tecavüze uğradı, anne-kız ilişkisi yaşamadı, babası dışında erkeklerin alayına ifrit oldu ondandı bu elde edilmemek için uğraşması ya da çoğu insana karşı uzak durması. Sizin karizma dediğiniz o uzak duruş karizma için değildi fazla insan tanıyıp fazla yara almamak içindi. Ne kadar az insan o kadar iyi mantığındandı.
Bırakın da eşyalarım gittiğinde gözlerim dolsun onlar herşeyi biliyordu onlar sizin gördüklerinizi değil gerçek olanları biliyordu. Bırakın da onlar giderken dur diyeyim. Kimseye dur dememişken onlara dur diyeyim.
Hem ne diyordu kayıp gül romanında ( ne kadar gereksiz bir bilgi olsa da ; yazarını hiç sevmem askıntının tekidir kendisi tam bir hayal kırıklığıdır bizzat gördüm tanıdım tanımaz olaydım hayal kırıklığı) bu evrende herşeyin dili vardır, herşey konuşur yeter ki sen duymak iste. Böyle birşey diyordu işte romanda benimkide o misal şimdi bazısı ne saçmalıyor lan bu diyebilir ama öyle.
Eşyalar gitti tamam, esas sorun yalnızlığımı terk edecek olmam. Artık böyle yalnız olmayacağım işte bu fikir beni daraltıyor adeta boğulacak gibi oluyorum bunu düşündüğümde. Benim ikinci bir insana tahammülüm yok ki iyiyim ben böyle, ama artık saltanat devri sona erdi yalnızlık bitti.
İyi de ben bu yalnızlık meretine öyle bir alışmışım ki nikotinden beter esir almış beni. Neyse geçici bir süreç bu deyip avutuyorum kendimi nasılsa bu süreç bitince yine tek başıma yalnız bir şekilde yaşayacağım.
Zaten ben evlenmem ona da kesin karar verdim, birincisi evlilik fikri ürkütücü ne diye iki tane farklı kültürden aileden gelen insanı tek çatı altında birleştirirsiniz ki aşk için mi siz buna aşk mı diyorsunuz o zaman Kafka'yı hiç tanımamışsınız. Ademoğlunun soyu tükenmesin diye mi tükensin arkadaşım valla tükensin bu cinsellik zaafı bir son bulsun. Bu devirde aşk falan hikaye onu acı bir tecrübeyle anlamış bulundum insanoğlu zaaflarıyla hareket ediyor ve bu kadar basit olmamalı herşey o basitliği hissettiğim an bir bakış herhangi bir şey farketmez buz gibi soğuyorum. Aradığım o basit olmayan insan sınıfından birini bulduğum an belki evlenirim belli olmaz.
Konu nereden nereye geldi ne diyordum uzun lafın kısası yalnızlığımı geçici bir süreliğine terk ediyorum zira o beni hiç terk etmez kalabalıkları yarıp geçerken, tek başına yemek yerken, gündüz, gece hep içimdedir. Güzel evimin güzel duvarları ve canım eşyalarım beni unutmayacağınızı biliyorum bende aynı şekilde . Vadesi dolan herşey gibi sizinde yerinizi yenileri alacak ama şunu bilin ki ilk göz ağrıları unutulmaz, sizin gibi...
Yalnızlığım, sen hep benimlesin sadece eskisi kadar beraber olamayacağız olay bu o yüzden sana veda etmiyorum sadece yeni şehrimize gidiyoruz o kadar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil